31 Ekim 2010 Pazar

...Ve sustular

Futboldu... Herşeyin başlangıcı basit bi futbol maçı... Gereğinden fazla kafaya takılan konular... Sabah olmuş ve herkes okula gelmişti. Gündem maddesi trajik bir şekilde yenilgiye uğrayan bir Türk takımıydı. Rutin dalgalar geçilirken buna sinirlenen tek kişinin S. olması şaşılacak bir şey değildi. Zaten yeterince sinirlenen S. ye son noktayı A. koymuştu. A.: canı sıkılan herkesin stres atmak amacıyla şiddet uyguladığı bir insandı(!). Kim bilir böyle olmasının altında ne nedenler vardı... Kimse bu nedenlere aldırış etmeden yüklenirlerdi bu insana. Son noktayı koyanın bu kişi olması, S. nin gözünü daha da döndürmüştü. Gözlerini ona dikti, ve atıldı üstüne. Başta şakaydı maksadı gerçekle karışık. Darbeleri alan A. hala dalga geçmeye devam edince, şaka bu eylemden payını çekmişti artık. A. ya şiddet uygulamak kanıksanmış bi olgu olduğundan kimse oralı bile olmamıştı. A. ile ilgili her konuda ortaya atılan, kendilerini iyilik meleği sanan E. ve B. bu durumda da ortaya çıkmış, oralı olmayanlara kızmışlardı. Ciddiyetin farkına varılmış ve olay durdurulmuştu. A. kendini sınıftan dışarı attı. Ortamda dal kıpırdamıyordu. Bu sessizliği E. bozdu: "Niye böyle yapıyorsunuz bu çocuğa ? Onun annesiyle babası ayrı, psikolojisi iyi değil."  Tam bu noktada ortaya M fırladı "Herşeyi de aileye bağlıyorsunuz değil mi... Kolayca... Ne var yani, benim de annem ve babam ayrı, hatta babam gitti başka bi kadın ile evlendi. Ben hiç böyle saçmalıklar yapıyor muyum ?  Eğer başına böyle bir durum geldiyse insanın güçlü olmak zorunda !"  öyle bir tonlamayla söyledi ki bunu... Ve sustular... Herkes...

Umarsızca...

...Söyledim değil mi, teknem kayalara çarpıp battı benim. Kalbimde küçücük bi sevgi tozuyla... Ve kendimi burada buldum. Söyledim değil mi, kızgın kumların üstünde değil, deniz kıyısında değil, başı bulutlarda bir yerdeydi bu kayalar... Kendime geldiğimde çevremdeki insanlara denizi ve olmayan tayfaları sordum. Hiçbir şey anlatmadılar. Karların üstünde bir çubukla denizin dalgalarını ve Aşk'ı çizdim. Bir de gemi. Bilmediler...

Revizyon

Blogda revizyona gidiyorum bugünden itibaren. Yaşadıklarımı veya kurguladıklarımı öykü gibisinden yazıcam. Beklemede kalın. (Sanki yüzlerce izleyicim varmış gibi konuşuyorum, halbuki beni okuyan 'bir'inin bile olmadığına eminim.)

11 Ekim 2010 Pazartesi

....

Benim gibi bencil bi adamı neden seviyorsun ki ? Nasıl katlanıyorsun bana ?

10 Ekim 2010 Pazar

Biri AŞK mı dedi ?

AŞK... Güzel bir olgu değil mi ? Sevgi, korku, mutluluk, huzur... İnsanın yaşadığı tüm duyguların en üst ve en özel mertebesi... Peki aşık mısınız ? Değilseniz süper kahramanın seçeneklerine bir göz atın derim.


(*) "Seni seviyorum, seni özlüyorum, her an yanımda ol" gibi gerçek hissi yansıtan basit ama büyülü kelimeleri söylemeye doyamıyor musunuz ?

(*) Herhangi bir nedenle ondan haber alamadığınızda kıskançlıktan kudurmak yerine başına bir şey gelmesinden endişe mi duyuyorsunuz ?

(*) Gazetelerdeki kaza haberlerini okurken "Ya o da böyle bir kaza geçirirse ?" diyip telaşa mı kapılıyorsunuz ?

(*) Okula veya işe gitmediğiniz her günü onunla birlikte mi geçirmek istiyorsunuz ? Tatil planları mı yapıyorsunuz ?

(*) Herhangi bir sınavda veya derste bir anda aklınıza gelip de size hayaller mi kurduruyor ? Bu hayalleri kurarken yüzünüze bir gülümseme mi yayılıyor ?

(*) Aklınızda sürekli ona sürprizler yapmak mı var ? Ya da ondan sürprizler mi bekliyorsunuz ?

(*) Her gelen mesaja "O'ndan geldi" diye saldırıyor musunuz ? Mesaj atmadığında “Neden atmadı acaba?” diye merak mı ediyorsunuz ?

(*) Birlikte herhangi bir şey yapmak ya da sadece yanında olmak bile sizi mutlu mu ediyor ?

(*) En aptal aşk şarkıları bile artık size anlamlı gelmeye mi başladı ?

(*) Onu üzgün gördüğünüzde sizin de içinizden de bir şeyler kopuyor mu ?

(*) Geleceğe dair hayaller kuruyor musunuz ? Hatta evlilik planları yapıyor musunuz ?



Genel cevabı "EVET" ise bu soruların, siz AŞIKSINIZ ...