Farkettim ki 100 blog yazısı yazmış olsa 90 ında ben varım. Belki bi şiirde belki bi kozalakta belki de bi kelebekte hayat bulmuşum. Bloger a girebilseydim belki de bu "♥" bu kadar gecikmezdi. Ya da hiç bahane bulma Zenon. Bakar kör olmasan bu kadar gecikmezdi. Ama hep Zenonda mı hata ? Değil. Belki de bi ışık görsem ya da hissetseydim o nisan yağmurunda daha erken olabilirdi herşey. Ne zaman bişeyler hissettirmeye çalışsam ona hiç olumlu bi yanıt alamadım. Boşuna demiyordum ona "Güneşten sıcak ve bi buzdan soğuksun!" diye. Bi cümlelik melankolik havadan çıkalım ve sonra geri dönelim: geç olsun güç olmasın demişler, halimden son derece memnunum ve mutluyum huhuuuuvvv!! =D Yeniden melankoliğim.. Her pazar ruhumu bi umutsuzluk kaplardı benim. Çünkü iki gün onu görmüş olurdum, sonra 1 hafta beklemek zorundaydım tekrar görebilmek için. Ve bu hep böyle gidecek sanırdım. Bi de gitse ne yazar zaten bana dost gözüyle bakıyo derdim. Böylece her zaman kötü hissederdim kendimi. Onunla paylaşırdım herşeyi başka nedenler göstererek, o da beni teselli ederdi.
Her onu görüşümde içimde kopan fırtınalara düşsel bi tokat patlatırdım "kes şunu o senin dostun" diye. Meğer o da aynı şeyleri yapıyormuş. Birbirimizden habersiz ama aynı duygularla geçen koca bir 365 gün... Ne acı aslında değil mi ?
Ve ben, yatmadan önce zamanım olan her akşam napardım biliyo musun blog ? Bi dua ederdim birlikte olalım diye. Sonra da ağladım lan. Bildiğin ağlardım anasını satıyım. Bi de fotoğrafına bakardım. Melankoliktim diyorum ya o yüzden. Kafamda kurardım herşeyin kötü gittiğini ve sonraki halimi. Olmuş gibi düşünürdüm ve ağlardım. Derdim ki söylicem yüzüne nolucaksa olsun, ama yapamadım. Neden biliyo musun ? (Bunu o da bilmiyo) Çünkü o, o kadar değerliydi ki benim için ve o kadar mutlu günlerimiz geçmişti ki, eğer olumsuz düşündüğünü duyarsam ve hayatımdan çıkarsa aklımda kalan son yüz ifadesinin şu an sadece benim düşünebileceğim o kötü ifade olmasından korktum blog. Hem ben onun hem de o benim hayatımda hep "tatlı" bi anı olarak kalmasını istediğim için korktum.
Aa unutmadan ben o geceler kafamda kurduğum kurgulara inanıp ağlarken bi de bu şiir çıktı ortaya:
Esen rüzgâr anlatır; durup bir dinle
Yürüdüğüm yol uzun ve ince
Etki azalmıyor, unut deyince
Zarar verir diye duygularımı kesip attım
Sonra, vicdanım uykularımı bile esir aldı
Sevgi hissim dahi..
Yetim kaldı…
Ama yanlış bir yola saptığımda bilhassa,
Uyardın, umarsızdın aslında biraz da...
Koştum usanmadan ardından inatla
Uzunca huzurlar hakkımsa bırakma
Tut usulca beni ve pusu kurma
Niyeti görüp düşman kuzu kurda
Buzum eridi, ben yanıyorum hadi elini ver
Bırakma; gelir üstüme yedi düvel
Yine varsın en karanlık anımda
Seni düşünüyorum kararsız kaldığımda
Her gün izini arardım kalktığımda
Beni var edensin, tarafsız baktığımda
En zor günde sesindir duyulan,
İsterler düşmemi her yerde kuyu var
Ve birden buzlar vücudumu kaplar
Karda donmak üzereyken, en güzeli uyumak..
Bugün uçurumdan atlamak istedim
“Dur” dedim var şans yansa da hislerim
Gözümü kapadım; bakmadan izlerim
İstedim sadece arkadan itmeni…
Uzaklara atsam da geri geliyor her düşüm
Üşümüşüm ama yine ısındım birden
Ebediyen baki kalansın;
Dostlar ve arkadaşlıklar gelip geçiyorken
Bazen bi’ boşlukta buluyorum kendimi
Fısıldıyorsun kulağıma; “boş ver dert değil.”
Boş geliyor herkes, boş geliyor her biri
Çünkü benimle ilgilenmedi kimse SEN gibi.