26 Temmuz 2010 Pazartesi

Eskiler... Tekrar tekrar farkına varmak.. Hatırlamak..

Telefondan girdim ya, izleyici olduğum tek blogun son yazısını gördüm. Sonra oturdum ilk yazısından son yazısına kadar okudum. Sonra noldu biliyo musun blog ? Sayfa başlığımın hakkını verdim. O günler gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Şimdi bu yazacaklarım tamamen o günlerde hissettiğim aynı "melankolik" ruh haliyle yazılacaktır...(aslında şu an öyle hissetmiyorum tabiki ;) ) Aslında ben bu blogu "günlük" amacıyla açmıştım. Bunları da kimsenin okumasını istemiyorum aslında. Yine yayınlıyorum ya, manyağım ben ! =S Neyse...

Farkettim ki 100 blog yazısı yazmış olsa 90 ında ben varım. Belki bi şiirde belki bi kozalakta belki de bi kelebekte hayat bulmuşum. Bloger a girebilseydim belki de bu "" bu kadar gecikmezdi. Ya da hiç bahane bulma Zenon. Bakar kör olmasan bu kadar gecikmezdi. Ama hep Zenonda mı hata ? Değil. Belki de bi ışık görsem ya da hissetseydim o nisan yağmurunda daha erken olabilirdi herşey. Ne zaman bişeyler hissettirmeye çalışsam ona hiç olumlu bi yanıt alamadım. Boşuna demiyordum ona "Güneşten sıcak ve bi buzdan soğuksun!" diye. Bi cümlelik melankolik havadan çıkalım ve sonra geri dönelim: geç olsun güç olmasın demişler, halimden son derece memnunum ve mutluyum huhuuuuvvv!! =D Yeniden melankoliğim.. Her pazar ruhumu bi umutsuzluk kaplardı benim. Çünkü iki gün onu görmüş olurdum, sonra 1 hafta beklemek zorundaydım tekrar görebilmek için. Ve bu hep böyle gidecek sanırdım. Bi de gitse ne yazar zaten bana dost gözüyle bakıyo derdim. Böylece her zaman kötü hissederdim kendimi. Onunla paylaşırdım herşeyi başka nedenler göstererek, o da beni teselli ederdi.

Her onu görüşümde içimde kopan fırtınalara düşsel bi tokat patlatırdım "kes şunu o senin dostun" diye. Meğer o da aynı şeyleri yapıyormuş. Birbirimizden habersiz ama aynı duygularla geçen koca bir 365 gün... Ne acı aslında değil mi ?

Ve ben, yatmadan önce zamanım olan her akşam napardım biliyo musun blog ? Bi dua ederdim birlikte olalım diye. Sonra da ağladım lan. Bildiğin ağlardım anasını satıyım. Bi de fotoğrafına bakardım. Melankoliktim diyorum ya o yüzden. Kafamda kurardım herşeyin kötü gittiğini ve sonraki halimi. Olmuş gibi düşünürdüm ve ağlardım. Derdim ki söylicem yüzüne nolucaksa olsun, ama yapamadım. Neden biliyo musun ? (Bunu o da bilmiyo) Çünkü o, o kadar değerliydi ki benim için ve o kadar mutlu günlerimiz geçmişti ki, eğer olumsuz düşündüğünü duyarsam ve hayatımdan çıkarsa aklımda kalan son yüz ifadesinin şu an sadece benim düşünebileceğim o kötü ifade olmasından korktum blog. Hem ben onun hem de o benim hayatımda hep "tatlı" bi anı olarak kalmasını istediğim için korktum.

Aa unutmadan ben o geceler kafamda kurduğum kurgulara inanıp ağlarken bi de bu şiir çıktı ortaya:



Esen rüzgâr anlatır; durup bir dinle

Yürüdüğüm yol uzun ve ince

Etki azalmıyor, unut deyince

Yarın uzaklaşır umut bitince…




Zarar verir diye duygularımı kesip attım
Sonra, vicdanım uykularımı bile esir aldı
Sevgi hissim dahi..
Yetim kaldı…






Ama yanlış bir yola saptığımda bilhassa,

Uyardın, umarsızdın aslında biraz da...

Koştum usanmadan ardından inatla

Uzunca huzurlar hakkımsa bırakma



Tut usulca beni ve pusu kurma

Niyeti görüp düşman kuzu kurda

Buzum eridi, ben yanıyorum hadi elini ver

Bırakma; gelir üstüme yedi düvel



Yine varsın en karanlık anımda

Seni düşünüyorum kararsız kaldığımda

Her gün izini arardım kalktığımda

Beni var edensin, tarafsız baktığımda



En zor günde sesindir duyulan,

İsterler düşmemi her yerde kuyu var

Ve birden buzlar vücudumu kaplar

Karda donmak üzereyken, en güzeli uyumak..





Bugün uçurumdan atlamak istedim

“Dur” dedim var şans yansa da hislerim

Gözümü kapadım; bakmadan izlerim

İstedim sadece arkadan itmeni…



Uzaklara atsam da geri geliyor her düşüm

Üşümüşüm ama yine ısındım birden

Ebediyen baki kalansın;

Dostlar ve arkadaşlıklar gelip geçiyorken



Bazen bi’ boşlukta buluyorum kendimi

Fısıldıyorsun kulağıma; “boş ver dert değil.”

Boş geliyor herkes, boş geliyor her biri

Çünkü benimle ilgilenmedi kimse SEN gibi.

25 Temmuz 2010 Pazar

Neden Biliyo Musun Blog ?




Dün yazdıklarım içime sinmedi zerre kadar. Hem acele ettim, hem çalan müzik itibariyle hücrelerimin bile Hip-Hop yapması sebebiyle saçmalamışım iyice. Umarım dün yazdıklarımı kimse okumamıştır len. =D Bir kaç düzeltmeyle devam edelim.

Lanet olası laptopum yüzünden de bu yazıyı telefonumdan yazıyorum iyi mi ? 3.5 yıllık emektarıma(!) sevgiler...

Neyse yazalım bi kaç bişey... Ama önce şeftalili ice tea mi alıyım yanıma.^^

Hayat her zaman olduğu gibi kusursuz... Belki de hayat kusursuz değildir de ben onu kusursuzlaştırıyorumdur. İkinci kısım daha iyi bence. Sonuçta diğer insanlardan bi farkın oluyo bu sayede.

Fotoğrafın yanına biraz da kısa filme merak saldım. İki film çektik. Komedi tarzında. İlk tepkiler gayet olumluydu. Dün de çıktık çekelim diye aksilikler peşimizi bırakmadı 3. yü çekemedik.

Yahu başka ne diyebilirim ki, dondum şu an ama inatla da bişeyler yazmak istiyorum. Neden biliyo musun blog ? Çünkü içimde bişeyler var dışarı çıkması gereken. =D

Süper Kahraman'dan notlar...

Dün bi melekle beraberdim, birazcık uçtuk mutluluktan sonra 22.30 da iniş yaptk. Zaman akmadı ışık hızıyla hareket etti yinee.. Her seferinde de böyle olucak eminim.. Yaşasaydı yapardı Picasso tablomuzu, emin olun. Mutluluk ne biliyo musun blog ? Geçen tatlı bi gecenin ardından bi meleğin kokusunun üç gün yatakta kalması, her gece onunla yatıp her gece onunla kalkmak. Buna da ne denir biliyo musun blog ? Saf mutluluk... Bir süper kahramanın annesinin her zaman söylediği bi söz vardır: "Dünya üzerinde her yıl ancak bir çift kusursuz bi ilişkiye başlar ve bu sonsuza kadar sürer." Şanslısın blog çünkü bu yılki özel insan sana yazıyo...


Yeter bu kadar şimdilik... ;)

Parola: 2425
Slogan: One Life One LOVE