Merhaba blog... Seni boşluyorum arada ama bunun nedeni laptopum... Neyse geçelim bunları şimdi... Bu sefer yazıcaklarım diğerlerinden farklı o yüzden 3. ağızdan anlatmayı bıraktım artık.
...Bi' an gelmişti ki O'nun için hissettiklerim normalinden farklıydı artık... Ve bu farklılaşma hissedildiğinden kısa bi süre sonra, herşey bi salı günü başladı. Birbirimizden habersizdik aynı şeyi hayal edip devam ettirebilmek konusunda, olacaklardan hiç biri planlarıımızda yoktu... Ama birden kendimizi elimizde melisalarımızla bi' kumsalda bulduk. Yıldızları seyrederek uyuduk... Uyumadan önce gündüze randevu verdik. Güneşin doğuşunu izleyerek buluşucaktık gündüzle sözde, ama ikimiz de o kadar uykucuyduk ki kalkamadık =) Sonraları daha da ilerledi bunun gibi tatlı şeyler ve bir baktık ki bizim ayrı bi dünyamız olmuş ve biz o dünyada sadece ikimiziz. Dilediğimiz her yere saniyesinde gidip sabaha kadar başbaşa kalabiliyorduk. Herşey o kadar güzel ve bizden yana olarak ama bizim kontrolümüz dışında ilerliyordu ki... Dünya ikimiz için dönüyordu resmen. Yağmuru sevdiğimizi mi söylüyorduk ? Dünya bunu duyup sadece dakikalar içinde bizim için yağmur yağdırıyordu. Bilmiyorum O'nun hisleri nasıldı ama ben O'na öylesine alışmıştım ki bu kadar kısa bi süre içinde...
Bir gün geldi, ben yıldızları bile O'nun için yakalayanbilen, sürprizlerle dolu bi süper kahraman olarak ikimiz için yine bi sürpriz yaptım. Bu sürpriz bi' bisikletti. İkimiz için yapmıştım ben bu bisiklet. Sonra bisikletimize atlayıp bambaşka bi yere gittik. Zaman ilerledi ve o an sadece O'na baktım... Aklımda sadece O, burnumda sadece yasemin kokuları, kulağımda sadece akan nehrimizin sesi, gözlerimde sadece O'nun gözleri, kollarımda sadece O vardı. Ve çikolatalarımızı yudumlarken, yaseminlerin arasında güneş dünyamızı aydınlatmak üzereyken birbirimize bişey söyledik. Herşey bambaşka bi boyut kazandı o an. Bu kadar büyük ve tatlı bir duygu, küçük bi sırra dönüşmüştü. O'nun için de geçerli miydi bilmiyorum ama benim en büyük hayalimdi O. Ve hayalim bana bi gerçek olarak armağan olmuştu. Ardından çok mutlu bi şekilde iki ağaç arasına kurulu o özel şeyimizin üzerinde uyuduk. Uyandığımızda herşey o kadar başkaydı ki "bi kaç saat önce(!) olanlar gerçek miydi yoksa rüya mı ?" sorusu gündeme geldi. Ama herşey hiç olmadığı kadar gerçekti. Ve bu gerçeklik sonsuza kadar sürücekti. Ama kimse bunu bilmeyecekti. Bi süre böyle gidecekti. Bence sorun yoktu, gidebilirdi. Çünkü ben O'nun için herşeyi göze alabilecek kadar çok seviyordum O'nu.
Sabah birbirimize bunun gerçek olduğunu hatırlattık. Ben normale dönüyordum yavaş yavaş ama O pek de öyle değildi aslında. İçinde inanılmazlık ve karışık duygular fırtınaları kopuyordu belki de. Sonuçta, herşeyi paylaştığı, neredeyse bütün gününü beraber geçirdiği önemli ve yerinin ayrı olduğu birinden böyle büyük bi gerçeği saklamak, sonrasında herşeyin bu kadar hızlı gerçekleşmesi ve daha başka şeyler belki de... Yeterince kafa karıştırıcı bir etki...
Tüm gün olanları sorgulamalarla geçti ve akşamına randevumuz vardı, ama bu sefer ikimizin dünyasında değil diğerlerinin de olduğu dünyada... Bu randevunun amacı diğerlerinin arasında bile beraber sadeleşebilmekti... Yavaş yavaş O'na yaklaşıyordum... Yaklaştığım her adımda kalp çarpıntım artıyordu. Ve artık yanımdaydı. Ama ben O'nun yanında değildim aslında. Çünkü mutluluktan bu dünyada değildim... Yanında olduğumu farkettiğimde bi banka oturmuştuk. Çevrede sadece ağaçlar ve sert bi su sesi vardı. Tıpkı ikimizin dünyasındakiler gibi... Sıcaklığını üzerimde hissettiğim an tarif edilmez bişey yaşadım içimde. O da aynı durumdaydı sanırım... umarım... Konuşmuyorduk... Ama sadece iki dudak arasından bi kelime çıkmaması konuşmamak mıydı ? Bence değil... Ara ara göz göze geldiğimiz her an O'na karşı hislereim katlanarak artıyordu resmen... O da aynı durumdaydı sanırım... umarım... Gece olmuştu artık, yalnızca bedenlerin birbirlerinden uzaklaşma ama kalplerin daha da yakınlaşma anına doğru adımlıyorduk ve son durağa geldiğimizde ona klasik ama duygularımı başka türlü anlatamıcağım o 3 kelimeyi söyledim. O ise, o tatlı gülüşünü bıraktı kalbime sadece...
Biliyordum benimle mutlu olduğunu. Hatta beni sevdiğini, ama bilmek değil duymak istiyor arada insan. Çok mu şey istiyor bu insan ? Bence değil... Ama şunu da biliyorum ki O öyle herşeyi söyleyen biri değil. =) Gizliliği sever. =) Kesinlikle O'na bişey demiyorum zaten. Çünkü alışılması gereken şeyler var daha... Duguları kelimelere dökmek de en az o duyguları hissetmek kadar olağanüstü bişey. Bu, kelimelere devamlı olarak dökmeyi, şimdilik sadece ben yapıyorum ama bunu yapmanın lezzetini tadacağı zamanı bekliyorum O'nun. =) Çok mu şey bekliyorum ? Bence değil...
Özetle sana şunları söyleyebilirim ki blog, ben aşık oldum. Ve ona olan sevgim burada öyle üç beş güzel sözle anlatılacak gibi değil... =)