18 Kasım 2010 Perşembe

Sev Beni...



Gözlerimi açtığımda sen ol yanımda...
İyi sabahlarla, günaydınlarla uyandır beni...
Öpücüğümü de unutma... =M
Senin kokunu hissedeyim iliklerime kadar her nefes aldığımda...
Uykumda sevmişçesine bak bana...
Sanki ben uyurken bir bebeğin saçlarını okşar gibi saçlarımı okşamış, kokumu içine çekmiş ve yeniden, yeniden sevmiş gibi...
Benim uyunmamı beklemiş, uyandırmak için kıyamamış gibi...
Ya da gözlerini açtığında güne, benim gözlerime bakmak ister gibi..
Sen sev beni yeter ki..
Sevgini hissettir her an, yüreğimi bırak bedenimde hissetmeyenim kalmasın..
Sevdiğine inanayım bir çocuğun elbet o şekere sahip olacağına inandığı gibi. Güveneyim...
Ve bırakmayacak diyebilmeliyim...
Beni sevdiğini söyle sonra, gözlerimin en derinine baka baka..
"Ellerimi tut üşüyorum" dediğimde, ısıt yüreğinle..
Sarıl sımsıkı..
Ciğerlerini hissedeyim ciğerlerimde..
Sen yeter ki, Yeter ki sev beni..
Sadece SEN sev..
Hep sev..
Öyle büyük sözler verme bana..
Küçük ama anlamlı olsunlar..
Ya da iltifatlar, övgüler yağdırma içinden gelen küçük bir sözcük yeter bana...
SEV...
Herşeyimi sev ama..
Öyle bakışımı, duruşumu falan değil sadece..
Güldüğümde yanağımdaki gamzemden, kızdığımda dişlerimi sıkmama kadar..
Ağlarken gözlerimin kıpkırmızı olmasından, utandığımda yanaklarımın kızarmasına..
Herşeyimi koşulsuzca sev..
Çok değil.. Az da olsa sev..
Mesela ben dalayım uzaklara içim kararsın hatta, ayrılık gelsin aklıma..
Sen pes etme yüzümü çevir ve "hep yanındayım" de usulca..
En şiddetli zamanlarımdan en sakin zamanlarıma kadar sen ol yanımda..
Az ya da çok, bazen ya da yoğun..
Sadece sev beni sen, derininde ve sonsuza..




Süper Kahraman'ın...

12 Kasım 2010 Cuma

İngilizce'nin 14. Zamanı

Bir cuma günüdür...Diksiyon dersine girilmiştir yine. Hoca "iyi dersler" der. B kişisi, hocaya cevap amacıyla ortaya birkaç ingilizce söz atar. Bunun üzerine Suna hoca çok akıcı bir şekilde birkaç almanca cümle ile karşılık verir B kişisine. Kimse anlamaz tabi ne dediğini. Tam da bu sırada E kişisi ortaya fırlar ve "ben almanca bilmiyorum hocam ama ingilizce bilirim!" dedikten sonra tüm sınıfı krize sokacak olan lafı söyler: "I am fine o'clock!".  Birkaç saniyelik 'nolduğunu anlama sessizliği'nden sonra tüm sınıf E kişisinin nirvanaya ulaştığını açıkça görebilmektedir artık...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Temkinli Ol Kendinde...

Kaptırırsan kendini yine de temkinli olmayı dene bi kere.
Ölümüne sev ama yapışma... Çünkü değilsin ki bi kene !..
Israr etme itene, sevdiğin gülün dikeni için kendini siper et...




Doğrusu böyledir belki de...

4 Kasım 2010 Perşembe

Masallar Aleminden Bir Mektup

Hayallerimin rengi yoktu benim. Tıpkı yalanların da renginin olmadığı gibi. Hani derler ya "pembe yalan, beyaz yalan" diye. Yalanlar kötüdür ve onların rengi yoktur. Bu insanların kötü bir şeyi şirin gösterme çabasının bi ürünüdür. Fakat benim hayallerim kötü olmadığı halde onların bi rengi yoktu ? Ama tatları vardı hep. Tatlıydı onlar. Tıpkı masallar gibi... Ben bi masal kahramanıyım, kendi yarattığım bi masalın kahramanı. Masalın bi bölümünde bir nisan yağmuru yağdı ve bu nisan yagmurunun damlalarından bi melek oldu o gün. Tıpkı masallar gibi tatlı... Ve o geldikten sonra artık hayallerimin rengi vardı. Ve ben artık O'nun kahramanıydım...